Hoşgeldiniz  

SGK’dan alınacak rapor parası türleri ve rapor parası kuralları nelerdir?

MuhasebeDr | 30 Mart 2012 | Çalışma Hayatı, Sosyal Güvenlik

SGK’dan alınacak rapor parası türleri ve koşulları

Sigortalıların istirahat raporu alırken dikkat etmeleri gereken hususlara “İstirahat Raporlarında Püf Noktaları” başlıklı yazılarımızda dikkat çekmiştik. Akabinde, istirahat raporuyla bağlantılı ve sigortalıları yakından ilgilendiren bir başka konuya geçiş yaptık. Sigortalıların SGK’dan rapor parası alabilecekleri durumlar ve koşulları anlattık. Bir önceki yazımızda işkazası ve meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde rapor parası alabilmenin koşullarına genel olarak göz atmıştık. Nitekim demiştik ki, rapor parası hususunda en geniş koşullar işkazası ve meslek hastalığında geçerli.

ANALIK SİGORTASI

İşe girdiği gün işkazası geçiren veya meslek hastalığına tutulan sigortalıya dahi başka koşul aranmaksızın rapor parası ödenebiliyor.
Üstelik ödenek, işgöremezliğin ilk gününden başlanarak hesap ediliyor. Buna karşın hastalık ve analık sigortasında rapor parası veya kanundaki adıyla geçici işgöremezlik ödeneği alabilmek için, sigortalı adına hastalıkta işgöremezliğin başladığı, analık sigortasında ise doğumun gerçekleştiği tarihten geriye bir yıllık süre içerisinde doksan gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması gerekli. Bir başka farklılık da hastalık sigortasında ödeneğin işgöremezliğin üçüncü gününden başlaması. Analık sigortasında ise işgöremezlik ödenek süresi kanunla belirlenir. Bu süre, doğum öncesi sekiz hafta ile doğum sonrası sekiz hafta olmak üzere on altı haftadır. Çoğul gebeliklerde bu sürelere ikişer hafta ilave edilerek toplam süre yirmi haftaya kadar çıkabiliyor.
Sağlık durumunun elverip, hekiminin de uygun görmesi şartıyla sigortalının, doğumdan önceki son üç haftaya kadar çalışarak, doğum öncesi kullanmadığı istirahat süresini doğum sonrası istirahate eklemesi mümkün ve yasal. Zaten özellikle doğum sonrası işi bırakmayı düşünen bir çok sigortalı da bu yönteme başvuruyor.

MEVZUAT DEĞİŞİKLİĞİ

Nitekim önceki yazımızda da değindiğimiz üzere, erken doğum yapan kadın sigortalıların yıllar süren mevzuat mağduriyeti, nihayet 16 Haziran 2011 tarihindeki mevzuat değişikliği ile giderildi.
Söz konusu yönetmelik değişikliği öncesinde, henüz doğum öncesi istirahate ayrılmadan erken doğum yapan sigortalılara, sadece doğum sonrası istirahat ödeneği ödeniyordu. Çünkü erken doğum yapan sigortalıların durumuna, konu ile ilgili düzenlemenin yapıldığı Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde (SSİY) açıklık getirilmemişti.
Yönetmeliğin mevcut hükümlerinden, bu sigortalıları yararlandırabilmek de mümkün olmuyordu. Yönetmeliğin bu değişikliğinden, sadece 4/a sigortalıları dediğimiz bir işverene hizmet akdiyle bağımlı olarak çalışan sigortalılar değil, 4/b sigortalısı olup da analık işgöremezlik ödeneği alma hakkı olanlar da yararlanabilecek. Hemen belirtelim 4/b sigortalıları, sosyal güvenlik reform kanunu olarak da adlandırılan ve 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun’la analık sigortası kapsamına alındılar. Ancak analık sigortasının kapsamı genişletilirken 4/b sigortalılarının tamamı değil de, bağımsız çalışması şirket ortaklığından kaynaklananlar kapsam dışında tutuldu. Keza isteğe bağlı prim ödeyenlerin sigortalılıkları da 4/b sigortalılığı olarak kabul edilmekle birlikte, analık sigorta kapsamından muaf tutuldu.

ÖZEL SEKTÖR

16 Haziran 2011 tarihli SSİY değişiklikleri sadece analık sigortasıyla sınırlı değil. Özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde süreksiz olarak çalışıp, sigorta primlerini 5510 Sayılı Kanun’un ek 5′inci maddesine göre ödeyenlerin işkazası ve meslek hastalığı halinde işgöremezlik ödeneği almasıyla ilgili kurallar da düzenlendi. Bu konuya biraz daha açıklık getirelim. Tarım kesiminde çalışanların sosyal güvenlik durumlarına daha önce bir çok defa değinip, etraflıca açıklamıştık. Özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde süreksiz olarak çalışanlar, ilk defa 2925 Sayılı Kanun’la, bir tür isteğe bağlı sigorta uygulamasıyla sosyal güvence hakkına sahip olmuşlardı. 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Kanun, o tarihe kadar 2925 Sayılı Kanun’a göre müracaat edenlerin sigortalılıklarını kabul edip devam ettirme hakkı verdi. Ancak, 1 Ekim 2008 tarihinden sonra 2925 Sayılı Kanun’a göre yeni müracaat alınmasının yolunu kapattı. Fakat 5510 Sayılı Kanun’da, özel sektöre ait tarım ve orman işlerinde hizmet akdiyle ve süreksiz olarak çalışan, sayıları milyonlarla ifade edilebilecek büyük bir kitleye sosyal güvence hakkı sağlayabilecek bir hüküm de bulunuyordu.

ELEŞTİRİLEN TARAF

Zaten 5510 Sayılı Kanun’un en fazla eleştirilen yönlerinden birisi de bu eksikliğiydi. Çünkü sosyal güvenlikte norm ve standart birliğini hedefleyen bir kanun, nüfusun önemli bir kesimini sosyal sigorta kapsamı dışında bırakmış göörünüyordu. Zaman içerisinde eleştirilerin haklı olduğu, çalışan bu kesimin sosyal güvencesi yönüyle bir düzenleme ihtiyacı doğduğu anlaşıldı. Nihayet 13 Şubat 2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111 Sayılı Torba Kanun’un 51′inci maddesiyle, 5510 Sayılı Kanun’a ek 5′inci madde getirildi. Buna göre geçici tarım işçilerine, şartları 2925 Sayılı Kanun’daki kadar avantajlı olmasa da, isteğe bağlı prim ödeme imkanı getirildi. İşte 5510 Sayılı Kanun’un ek 5′inci maddesine göre, isteğe bağlı prim ödemeye başlayan tarım sigortalıları da son yönetmelik değişikliğiyle, işkazası geçirmeleri ya da meslek hastalığına uğramaları halinde rapor parası alabilecek. Bunun için işkazasının olduğu tarihten en az on gün önce tescil edilmiş olmaları ve sigortalılıklarının devam etmesi yeterli olacaktır.

SGK rapor parası kuralları

Eski Bağ-Kur sigortalıları, 5510 Sayılı Kanun’la birlikte 4/b statüsü sigortalıları olarak adlandırılmaya başlandı. Kanun bu statüdeki sigortalılara kısa vadeli sigorta kolları açısından bir takım yeni imkanlar da sağladı. Örneğin iş kazası ve meslek hastalığı ile analık halleri nedeniyle istirahatlı kaldıkları sürede geçici işgöremezlik geliri ya da halk dilinde bilinen ismiyle rapor parası ödenmesi gibi… Ancak normal hastalık halinde 4/b (eski Bağ-Kur) sigortalılarına rapor parası hakkı verilmiş değil. Keza şirket ortaklığından dolayı 4/b statüsü sigortalısı olanlara da analık halinde rapor parası ödenmiyor. Ayrıca bu statüdeki sigortalılara, rapor parası ödenmesi konusunda ilave bazı koşullar da mevcut. Bir kere bunların genel sağlık sigortası primleri dahil olmak üzere prim ve prime ilişkin her türlü borçlarını ödemiş olmaları gerekiyor. Kısacası, prim borcu olanın, iş kazası veya meslek hastalığı ya da analık işgöremezliğinde rapor parası alma imkanı yok.

YATARAK TEDAVİ

Bir başka koşul da yatarak tedavi ile ilgili. Bu sigortalılar, ancak yatarak tedavi gördükleri veya yatarak tedavi sonrası aynı tedavinin devamı kapsamında verilen ayaktan istirahat süresince geçici işgöremezlik ödeneği alabilir. Bunun tek istisnası, analık halindeki doğum öncesi ve sonrası istirahat süreleri için geçerli. Bu sürelerde rapor parası alabilmek için yatarak tedavi koşulu bulunmuyor. Kısacası kanunun 4/b sigortalılarına sağladığı rapor parası hakkı, yine kanunda yer alan bazı koşullarla hayli sınırlanmış. Örneğin, ufak tefek iş kazalarında 4/b statüsü sigortalısının rapor parası almasına imkan bulunmuyor.
Rapor parası ile ilgili sürekli kafa karıştıran bir konu da ödeneğin miktarı, daha doğrusu hesaplanma şekli ile ilgili. Ödeneğin tutarı, en başta sigortalının ödenek hesabında dikkate alınacak günlük kazanç miktarına bağlı. Günlük kazancın hesaplanma şekli ise 5510 Sayılı Kanun’un 17. maddesinde gösteriliyor. Ayrıca günlük kazanç, sadece geçici işgöremezlik ödemelerinde değil, iş kazası veya meslek hastalığı dolayısıyla ölüm veya maluliyette sigortalı ya da hak sahiplerine bağlanacak sürekli işgöremezlik gelirlerinin hesaplanmasında da dikkate alınır. Günlük kazancın hesabı için öncelikle iş kazası ya da doğumun olduğu, hastalık veya meslek hastalığında ise işgöremezliğin başladığı tarihten geriye doğru on iki aylık döneme bakılır. Bu dönem içerisindeki sigortalı adına prim ödenen son üç ayın prime esas kazançlar toplamı bulunur. Bu üç aylık kazançlar toplamı, aynı dönemdeki prim gün sayısına bölünerek, ödenek hesabında dikkate alınacak günlük kazanca ulaşılmış olur.

ARİZİ ÖDEMELER

Örneğin 2011/Eylül ayında iş kazası geçiren sigortalının günlük kazancı hesaplanırken öncelikle 2011/Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarına bakılacak ve bu üç aydaki prime esas kazançlar toplamı, bu üç aydaki prim gün sayısına bölünecektir. Sigortalı, geriye doğru on iki aylık sürede çalışmamış ve henüz işe girdiği ay iş kazası geçirip işgöremezliğe uğramışsa, bu defa işe başladığı tarih ile işgöremezliğe uğradığı tarih arasındaki kazanç ve gün sayılarına bakılır. Hatta işçi, işe başladığı gün iş kazası geçirmiş ve henüz ücret almamış olabilir. Bu durumda günlük kazanç tespiti aynı veya emsal işte çalışan benzer bir sigortalının günlük kazancı esas alınarak saptanır. Nitekim en kötü ihtimalle, bir kanuni karine olarak asgari ücret dikkate alınacaktır.
Sigortalı işyerinde, normal ücreti dışında belirli aralıklarla prim ikramiye ve benzeri nitelikteki arizi ödemeler de alabilir. Bu durumda, ücret dışındaki ödemelerin bir kısmı da ödeneğe esas günlük kazancın hesabında dikkate alınır. Sigortalının önce, sadece normal ücreti göz önünde bulundurularak günlük kazancı hesaplanır. Ardından prim ikramiye ve bu türden ödemeler dikkate alınarak ikinci bir hesaplama yapılır. Prim, ikramiye ve benzeri ödemelerin eklenmesi suretiyle bulunan günlük kazancın ancak, sadece normal ücret dikkate alınarak hesaplanan günlük kazancın yüzde elli fazlasına kadar olan kısmı dikkate alınabilir. Örneğin sigortalının sadece son üç aydaki normal ücretleri ile hesaplanan günlük kazancı 60-TL ise prim ikramiye v.b. ödemeler dikkate alınarak bulunan günlük kazancın 90-TL’sine kadar olan kısmı dikkate alınır. Daha fazlası ödenek hesabında göz önünde bulundurulmaz.

FARKLLIK OLABİLİR

İşte prim ikramiye v.b. arizi ödemelerin işgöremezliğin başladığı tarihten önceki son üç aylık dönem içerisinde yapılıp yapılmadığı, sigortalılar arasında günlük kazancın buna bağlı olarak da alacağı rapor parası miktarını doğrudan etkiler. Dolayısıyla aynı işyerinde çalışan ve birbirine yakın ücretleri alan sigortalılara, SGK tarafından farklı tarihlerde ödenen rapor paralarının miktarları da farklı olabilir. Farklılığın kaynağını bilemeyen sigortalılar da zaman zaman bu duruma itiraz edip yakınabilir. Rapor parasını doğrudan etkileyen bir başka unsur ise tedavinin yatarak ya da ayaktan yapılmasıdır. Çünkü günlük geçici işgöremezlik ödeneği, yatarak tedavilerde günlük kazancın yarısı, ayaktan tedavilerde ise üçte ikisi üzerinden hesaplanır.

İstirahat raporlarındaki püf noktaları

Okurumuz Özcan Kılıç, özel sektörde sigortalı olarak çalışıyor. Sağlık sorunları nedeniyle 6 Haziran’da hastaneye gidiyor. Kendisine 8 Temmuz’a kadar, bir aylık istirahat raporu veriliyor. Raporlu olduğu dönem içerisinde, 15 Haziran’da işyerinden istifa ederek ayrılıyor. Raporlu olmasına rağmen, 16 Haziran’da da başka bir işyerinde çalışmaya başlıyor. İşyerlerinden, raporlu olduğu tarihler arası ücretlerini alması sırasında ne gibi sorunlarla karşılabileceğini merak ediyor.
Çünkü istirahat dönemi için iki ayrı işyeri ile bir de SGK’yı ilgilendiren ayrı ayrı sorunlar yaşayacak.

RAPOR PARASI
Hukuki durumu, hem SGK hem de İş Hukuku açısından özellik arzediyor.
Eski işyeri, raporlu olduğu dönemde çıkışını yapıp yapmamakta tereddüt ediyor. Yeni işyeri ise raporlu olan bir işçiyi işe alıp çalıştırmaktan dolayı sorumluluk almış. Yaptırımla karşılaşma ihtimali var. Yeni işverenin yükümlülüğü, işe adığı işçinin istirahatlı olduğundan haberdar olup olmama durumuna göre değişecek. Hatta SGK’dan kendisine uygulanabilecek yaptırımın bir kısmını işçisine yansıtma hakkı bile söz konusu. Okurumuz açısından ise rapor parası ve ücretlerinin kimin tarafından ödeneceği ayrı bir konu. Bunun ötesinde istirahatlı olduğunu yeni işvereninden gizleyerek işe başlamış. İşvereni bundan dolayı bir zarar görürse iş akdinin haklı nedenle fesh edilmesi noktasına bile gidilebilir.

İSTİRAHAT SÜRESİ

SGK mevzuatında, istirahat raporlarıyla ilgili yapılacak işlemler ayrıntılı olarak Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği’nde düzenlenmiştir. Geçici iş göremezlik, sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurulu raporlarında belirtilen istirahat süresince geçici olarak çalışamama hali olarak tanımlanır. Aynı tanımdan hareketle “geçici iş göremezlik ödeneği” de sigortalıya iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinde kanunda belirtilen geçici iş göremezlik sürelerinde SGK tarafından verilen ödenek olarak tanımlanır. Yönetmeliğin 39. maddesinde sigortalılara verilecek olan istirahatlarla ilgili esaslar belirlenmiştir. Bu esasları kısaca sıralayalım…
1- İstirahat raporlarının SGK’yla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları tarafından düzenlenmesi şarttır. Kurumla sözleşmesiz sağlık hizmeti sunucuları tarafından verilen sağlık raporlarının geçerli olabilmesi için sonradan sözleşmeli sağlık hizmet sunucularınca onaylanması gerekir. Onay işlemi istirahat süresi 10 günü geçmeyen raporlarda SGK’yla sözleşmeli resmi sağlık hizmeti sunucusu hekimi tarafından, 10 günü aşan raporlar ise sözleşmeli resmi sağlık hizmeti sunucusu sağlık kurulunca onanması halinde geçerli olur.
2- Ayaktan tedavilerde sigortalıya, tek hekim raporu ile bir defada en çok 10 gün istirahat verilebilir. İstirahat sonrasında kontrol muayenesi raporda belirtilmiş ise toplam süre yirmi günü geçmemek kaydı ile istirahat uzatılabilir. Yirmi günü aşan istirahat raporları sağlık kurulunca verilir. Sağlık kurulunun ilk vereceği istirahat süresi sigortalının tedavi altına alındığı tarihten başlamak üzere altı ayı geçemez. Tedaviye devam edilmesi hmalüllük halinin önlenebileceği veya önemli oranda azaltılabileceği sağlık kurulu raporu ile tespit edilirse bu süre uzatılır. Buradan okurumuz Özcan Kılıç’ın 6 Haziran’da taldığı ve süresi bir ay olan raporunun sağlık kurulu raporu olduğunu anlıyoruz.

İKİ YOL VAR
3- Yönetmelikte yurtdışına görevle gönderilen 4/a ve yürütmekte oldukları işleri takip etmek üzere yurtdışına giden 4/b sigortalılarının, yurtdışında bulundukları sırada hastalanmaları halinde yapılacak işlemler de açıklanıyor. Bu konuda ayrım noktasını görevle gidilen ülkenin Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi olup olmadığı belirliyor. Çünkü ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi olmayan bir ülkeye görev dolayısıyla gidip hastalanan 4/a ve 4/b sigortalısına bu ülkede verilen raporların SGK nezninde geçerli olabilmesi için başlıca iki yol var. İlki bu raporun o ülke mevzuatına uygun olduğunu, Türkiye’nin o ülkedeki dış temsilciliğine onaylatmak. İkincisi ise raporların sonradan Türkiye’de SGK tarafından yetkilendirilen hekim ve sağlık kurullarına onaylatılması. Onay işlemleri öncesi söz konusu raporların yeminli tercüme büroları tarafından çevirisi de yapılmak zorundadır.
4-Sigortalıların (4/a ve 4/b) görevlendirme ve işlerin takibi dışında bir nedenle örneğin turizm amaçlı yurtdışına çıkışlarında hastalanmaları halinde, gittikleri ülkelerde verilen raporların geçerli olabilmesi için sonradan ülkeye dönüşlerinde kurumca sözleşmeli sağlık hizmet sunucusu hekim ve sağlık kurulundan onaylatılması zorunludur. Bu noktada sigortalılara, yurtdışında aldıkları raporları mümkün olduğunca o ülkedeki yurtdışı temsilciliğimize onaylatmalarını tavsiye etmeliyiz.
5- Kurumca yetki tanınan işyeri hekimi bir kerede en fazla 2 gün istirahat verebilir.

Şimdi kalan koşulları sıralamaya devam edelim:
6- Hekim hastanın durumuna, bilgi ve tecrübesine dayanarak sigortalının, rapor süresi sonunda yapacağı işlemi istirahat raporlarında net olarak belirler. Zaten bu bakımdan iki seçenek söz konusudur. Sigortalı ya işbaşı yapacaktır ya da rapor süresi sonunda kontrol muayenesine tabi tutulacaktır. Raporlar en az iki nüsha düzenlenir. Bir nüshası, işyerine ibraz edebilmesi için sigortalıya verilir. Diğer nüsha ise sağlık tesisi tarafından doğrudan SGK’ya gönderilir.
7- Düzenlenecek sağlık raporunun şekli, içeriğinde bulunması gereken asgari bilgiler dikkate alınmak suretiyle SGK tarafından belirlenir. Gerek tek hekim, gerekse de sağlık kurulu raporları el yazısıyla düzenlenebileceği gibi, elektronik ortamda düzenlenip çıktıları alınabilir.
8- Kurumla sözleşmeli sağlık hizmeti sunucuları, geçici iş göremezlik belgeleri ile sağlık kurulu raporlarının birer nüshasını düzenlendiği tarihten itibaren üç iş günü içinde, SGK’nın ilgili birimine gönderir. Bu birim, sigortalının çalıştığı işyerinin bölgesinde bulunduğu SGK il müdürlüğü ya da merkez müdürlüğüdür.
9- Ülkemiz ile sosyal güvenlik sözleşmesi yapmış olan ülkelerin sigortalıları, sağlık tesislerine sözleşmelerin uygulamasında gösterilen formüllerle başvururlar. Bu kişilere verilen sağlık raporları da aynı şekilde, SGK’nın sevk işlemini yapan ilgili birimine intikal ettirilir.
10- Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin istirahat raporlarının tabi olacağı usul ve işlemler ayrı bir yönetmelikle belirlenir.
Geçici işgöremezlik ödeneklerinin ödenmesiyle ilgili kurallar ise:
a- Sigortalı iş kazası veya meslek hastalığına uğramış ve bu nedenle iş göremezliğe uğramışsa işgöremezlik süresince her gün için istirahat ödeneği ödenir.
b- Hastalık halinde işgöremezlik ödeneği, sadece 4/a (eski SSK)statüsündeki sigortalılar ve 5510 sayılı kanunun 5. maddesine göre çalışan kısmi sigortalılara ödenir. Sigortalının işgöremezliğe hak kazanabilmesi için, adına işgöremezliğin başladığı tarihten geriye doğru 1 yıl içerisinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması gerekir. Hastalık sigortası geçici işgöremezlik ödeneğindeki bir başka püf noktası ise ödeneğin geçici iş göremezliğin üçüncü gününden başlanılarak ödenmesidir. Diğer bir değişle hastalık sigortasında, raporun ilk iki günü için rapor parası ödenmez. Örneğin işyeri hekimleri en fazla iki güne kadar istirahat verebiledikleri için, işyeri hekimi raporuna SGK tarafından rapor parası verilmediğini söyleyebiliriz.
c- Analık sigortasında istirahat ödeneği 4/a (eski SSK) statüsüne tabi kadın sigortalıların tamamı ile 4/b (eski Bağ-Kur) statüsüne tabi kadın sigortalıların bir kısmına ödenir. Analık istirahat ödeneği alabilen 4/b(eski Bağ-Kur) statüsü sigortalıları, muhtarlar, ticari veya serbest meslek kazancından dolayı gerçek ya da basit usulde gelir vergisi mükellefi olanlar, gelir vergisinden muaf olup da esnaf ve sanatkar siciline kayıtlı olanlar ve tarımsal faaliyette bulunanlardır. Dolayısıyla 4/b statüsü sigortalılığı, şirket ortaklığından gelenler ile isteğe bağlı sigorta ödeyenlerin analık sigortası istirahat ödeneği alması imkanı yoktur. Analık sigortası geçici işgöremezlik ödeneğinden yararlanabilmek için ayrıca, sigortalı adına doğumdan önceki bir yıl içerisinde en az 90 gün kısa vadeli sigorta primi bildirilmiş olması da zorunludur.
d- Analık sigortası geçici işgöremezlik ödeneği, doğumdan önceki sekiz ve doğumdan sonraki sekiz hafta olmak üzere toplam 16 hafta için ödenir. Çoğul gebelik (üçüz, dördüz gibi) halinde ise doğum öncesi sekiz haftalık süreye iki haftalık süre ilave edilir.
e- Analık sigortasında, doğumdan önceki sekiz, çoğul gebelikteki on haftalık sürede sigortalının çalışmaması esas olup, hekimin rapor ve onayı önemlidir. Sigortalı kadının isteği ve hekimin de onayı ile sigortalı, doğuma üç hafta kalıncaya kadar çalışabilir. Bu durumda sigortalının doğum öncesinde kullanmadığı beş haftaya, çoğul gebelikte ise yedi haftaya kadar olan istirahat süresi kendi isteği ve hekimin onayıyla doğum sonrası istirahatine eklenebilir.
f- Kadın sigortalının erken doğum yapması halinde, kullanamadığı doğum öncesi istirahat süreleri de 16.06.2011 tarih 27966 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan SSİY değişikliği ile doğum sonrası istirahat süresine ilave edilmeye başlanılarak, bu konudaki hak kayıpları ortadan kaldırıldı.

CELAL KAPAN

Y.ASIR

EN SON HABERLER

© 2012 MuhasebeDR.Com – "Türkiye'nin Muhasebe Doktoru" -2014 Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.