Hoşgeldiniz  

TTK’YA GÖRE FATURA DÜZENLEME

MuhasebeDr | 29 Mayıs 2012 | Defterler, MUHASEBE, Muhasebe, Vergi

Fatura deyip geçmeyin

Fatura, satılan mal veya yapılan iş karşılığında düzenlenen bir belgedir. Fatura ticari bir belge olma niteliğinden dolayı, ticari hayatımızı düzenleyen kurallar içinde önemli bir yer tutmaktadır. Satıcı ve müşteri arasındaki ticari ilişkiyi ispat etmek açısından faturanın önemi büyüktür. Fatura konusunda Vergi Usul Kanunu (VUK) ve Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) çeşitli hükümler bulunuyor.

VUK’TA FATURA DÜZENLENME ZAMANI
Vergi Usul Kanunu (VUK)’nun 231/5. maddesinde, faturanın malın tesliminden ya da hizmetin yapılmasından itibaren yedi gün içinde düzenlenmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Bu süre geçtikten sonra düzenlenen faturalar, vergi kanunları açısından hiç düzenlenmemiş sayılıyor.
Bu durumdaki faturalar için özel usulsüzlük cezası uygulanıyor. Uygulanacak ceza, faturada yazılması gereken tutarın yüzde 10′udur. Cezanın alt sınırı her bir fatura için 2012 yılında 180 TL. Yani, düzenlenmemiş sayılan faturada yazılı tutarın yüzde 10′unun daha az olması halinde 180 TL esas alınıyor. Bir yıl içinde çeşitli tarihlerde fatura düzenlenmemesi halinde, toplam olarak kesilecek ceza tutarı 2012 yılı için 88 bin TL’den fazla olamıyor.

TTK’DA FATURA DÜZENLENME ZAMANI
Halen yürürlükte olan Türk Ticaret Kanunu (TTK)’nda da yeni TTK’da da faturanın düzenlenme zamanı konusunda bir hüküm yer almıyor. Her iki kanunda da sadece, ticari işletmesi bağlamında bir mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olan tacirden, diğer tarafın, kendisine bir fatura verilmesini ve bedeli ödenmiş ise bunun da faturada gösterilmesini isteyebileceği belirtilmiş. Her iki TTK’ya göre fatura ne zaman düzenlenirse düzenlensin geçerli bir belge olma niteliğini devam ettiriyor.

FATURAYA İTİRAZ
Faturaya itiraz, TTK’nın 23. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenmiştir. Sözü edilen fıkra aynen şöyledir; ‘Bir faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde münderecatı (içeriği) hakkında bir itirazda bulunmamışsa münderecatını (içeriğini) kabul etmiş sayılır.’
Faturaya itiraz hakkı, mal alan ya da iş yaptıran ve bunun karşılığında adına fatura düzenlenen kişiye aittir. Faturaya karşı alıcının sekiz günlük itiraz süresinin başlayabilmesi için, faturanın satıcı tarafından alıcıya tebliğ edilmiş olması şarttır.
Bazı hallerde satıcı tarafından düzenlenen fatura, satılan maldan önce alıcının eline geçebilir. Bu durumda, sekiz günlük itiraz süresi malın alıcının eline geçtiği tarihten değil; faturanın teslim alındığı veya tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar.

YENİ TTK’DA FATURAYA İTİRAZ
Faturaya itiraz konusu 6102 sayılı yeni TTK’nın 21. maddesinin ikinci fıkrasında yer alıyor. Dilinin sadeleştirilmesi dışında mevcut TTK’dan aynen alınan hüküm, ‘Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır’ şeklinde.

İTİRAZIN ŞEKLİ
Faturayı alan kimse, aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde bir itirazda bulunmazsa fatura içeriğini kabul etmiş sayılıyor. Tebliğ edilen faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olması hali, faturada yazılı malın alıcıya teslim edildiğine delil teşkil etmiyor. İtiraz edilmemesi, sadece fiyat ve miktar yönünden faturanın kabulü anlamına geliyor.Faturaya karşı itirazın ne şekilde yapılacağına ilişkin olarak her iki TTK’dada açık bir hüküm yok. Bununla birlikte, itirazın ispat kolaylığı açısından noter aracılığıyla veya en azından iadeli taahhütlü gönderi ya da imza karşılığı elden tebliğ ve telgraf şeklinde yapılması yerinde olacaktır.
Bize göre en uygun ve doğru olanı, itirazın noter kanalıyla ya da iadeli taahhütlü mektupla yapılmasıdır. İtiraz şifahi (sözlü) olarak değil, yazılı olarak yapılmalı ve itiraz edilen hususlar açık bir şekilde belirtilmelidir. Faturaya yapılan itirazın hüküm ifade edebilmesi için, onu düzenleyen kişinin eline geçmesi gerekiyor.

DUYURU - Maliyeden Mükellef Bilgileri Bildirimi Hakkında Duyuru
BİlİndİĞİ üzere mükelleflere ait verilerin güncel olarak takip edilebilmesi amacıyla her yıl 1 Nisan-31 Mayıs tarih aralığında ‘Mükellef Bilgileri Bildirimi’ doldurulması zorunluluğu getirildi. İlk bildirimin de 31 Mayıs 2012 Perşembe günü akşamına kadar verilmesi gerekiyor. Gelir İdaresi Başkanlığınca yapılan duyuruya göre, şu ana kadar verilen bildirimlerde mükelleflerden bazılarının özellikle ‘faaliyet kodları’nı yanlış veya hatalı girdikleri tespit edilmiş. Duyuruda, söz konusu bildirimleri belirlenen süre içinde vermeyen veya eksik ya da yanıltıcı bildirimde bulunan mükelleflerin sonradan herhangi bir problem ile karşılaşmamaları için, bildirimlerin doldurulması sırasında gerekli özeni göstermeleri gerektiği hatırlatılıyor.

Hizmet tespit davası sonucu ödenen primlerin iadesi
3 Mayıs tarihli AKŞAM Gazetesi’ndeki köşenizde yazmış olduğunuz, tespit edilen hizmetlere ilişkin primlerin sigortalıdan istenmesine ilişkin Genelge tarihinden önce aynı olay başımızdan geçti ve yakın bir zaman içerisinde 6.500 TL işveren adına kendi banka hesabımızdan ödeme yaptık. Yani ödemeyi işverenin değil bizim yaptığımızı ispatlayabiliriz. Bu durumda ödemiş olduğumuz parayı geri alma hakkımız var mı? Uğur Güçlü
Çalışmaları işveren tarafından Sosyal Güvenlik Kurumu’na bildirilmediği ya da eksik bildirildiği için işveren aleyhine açtıkları hizmet tespit davası sonucunda verilen Mahkeme kararlarında tespit olunan ancak primi ödenmemiş ve kurumca primlerin işverene ödetilme imkanı ortadan kalkmış olan sürelerin primlerinin sigortalıdan istenmesine ilişkin genelgenin yürürlükten kaldırılmasına ilişkin Genelgede, sigortalı tarafından ödenmiş olan primlerin iade edileceğine ilişkin bir açıklama bulunmuyor.
Ancak yersiz olarak ödediğiniz primlerin iadesi için kuruma başvurup, talebinizin reddi halinde yargı yoluna başvurarak geri alma yolunu deneyebilirsiniz.

Metin Taş-Sezgin Özcan

Akşam

EN SON HABERLER

© 2012 MuhasebeDR.Com-2014 Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
  • Sosyal Medya:
  • facebook
  • twitter
  • google +
  • rss