Hoşgeldiniz  

Zayi Olan Mallar ve Vergisel Boyutu

Muhasebe Dr | 16 Ağustos 2012 | MUHASEBE, Muhasebe, Vergi, YAZARLAR, Yazarlar

Zayi Olan Mallar ve Vergisel Boyutu

Bu yazımda zayi olan malların vergisel boyutunu irdeleyeceğim. Ticari organizasyonların risklerinin doğal bir sonucu olarak yangın, su basması, deprem v.b. doğal afetler neticesinde “zayi mal” kavramı ortaya çıkmaktadır.

Ticari faaliyet gösteren şahıs ve kurumların iradesi dışında ortaya çıkan bazı giderler için, vergi kanunlarında net hükümler içermemektedir. Bu hususlardan biri de “Zayi Olan Mal” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Yazımın içeriğini oluşturan “Zayi Olan Mallar” kavramına vergi kanunlarımız açısından net bir tanım ve hüküm getirilmemiştir. Yazımda, ticari faaliyet süreci içerisinde, zayi olan mallara vergi kanunları açısından ne tür uygulamalar yapılması gerektiği hususunda değerlendirmelerde bulunacağım.

Zayi olma kavramı, lügatta yitik, kayıp, yok olma, kaybolma, bulunamama olarak geçmektedir. Yani varolan bir şeyin fiziki olarak yok olması demektir. “Zayi olma” kavramı ekonomik açıdan o malın piyasa değerinin yok olması anlamına gelmektedir.

Vergi Mevzuatı açısından kavrama baktığımızda, aslında “zayi olma” teriminin vergi kanunları ve ilgili genel tebliğlerin hiçbirinde tanımı yapılmadığı görülür. “Zayi Olma” kavramı sadece fiziken yok olma değil, buna ilaveten bir maddeni veya cismin fiziken varolduğu ancak olağandığı nedenlerden dolayı kendisinde mevcut olan ekonomik değeri tamamen yitirmesidir.

V.U.K 278. maddede bir malın ekonomik değerlerinde kayıpların meydana gelmesi,

-Yangın, deprem ve su basması gibi tabi afetler,

-Bozulmak, çürümek, kırılmak, çatlamak, paslanmak gibi haller, nedeniyle ekonomik değerlerinde önemli kayıplar meydana gelmiş olması.

-Hurdalar ve döküntüler, üstüpü, deşe ve ıskartalar gibi maddelerin maliyetlerinin hesaplanması mümkün olmaması gibi durumlar için söz konusudur.

Bir emtia da kısmen veya tamamen meydana gelen değer kaybının zarar veya gider olarak yazılabilmesi için, oluşan bu değer kaygının ya normal ticari faaliyeti içinde ya da tabi afetler nedeniyle meydana gelmelidir. Emtialarda kıymet kaybına neden olabilecek, madde hükmünden sayılmayan benzer durumlarda söz konusu olabilecektir. Burada önemli husus, emtiadaki kıymet kaygının, ekonomik değerindeki düşüşlerin ticari faaliyet veya doğal afetlerle mutlak bağlantısının bulunmasıdır. Bu durumlara uygu düşen emtialar için imalat ve ticaret işletmeleri karşılık ayırarak kıymeti düşen kısma isabet eden bedel giderleştirilebilir. Bunun haricinde ortaya çıkan kayıplar gider veya zarar yazılsa bile bu vergi mevzuatı açısından kanunen kabul edilmeyen gider olarak kabul edilecektir.

“Zayi Olan Mal” kavraı, sözkonusu emtianın sadece fizik anlamında yok olması değil aynı zamanda iktisadi değer kaybının tam olması kısacası değerinin sıfır olması demektir. Zayi olan malları, vergi kanunları açısından kıymeti düşen mallarla ilgili hükümler uygulanacağından bu mallar, V.U.K’nun 267’nci maddedeki emsal bedelle ilgili olarak üçüncü sıradaki Takdir Esası hükümlerini tatbik etmemiz gerekmektedir. Takdir esasına göre emsal bedeli, takdir komisyonunca belirlenir. Bunun için değeri düşen malların emsal bedelinin mükellefler tarafından takdir komisyonundan talep edilmesi gerekmektedir. Beyannname verme süresinin sonuna kadar takdir komisyonu kararının alınamaması durumunda değeri düşen malların emsal bedel ile değerlemesi mümkün değildir. Ancak hesap sonuna kadar takdir komisyonuna emsal bedelinin takdiri için başvuran fakat beyanname verme süresinin sonuna kadar takdir komisyonu kararının alınmaması durumunda, mükelleflerin ihtirazi kayıtla beyanname vermeleri ve takdir komisyonu kararına göre daha sonra malların değerinde meydana gelen düşmeye isabet eden vergiyi geri almaları mümkündür.

Emsal bedel değerlemesi için mutlaka takdir komisyonundan talep edilmesi gerekmekte ancak mükelleflerin (ticaret mahkemeleri, asli hukuk mahkemeleri) Res’en biçtikleri değerlere göre de hareket edebilecekleri V.U.K’nun 267’nci maddesinde açıkça hüküm altına alınmıştır.

Burada açıklanması gereken başka bir konu, kıymeti düşen mallara ilişkin hasar tespitinin takdir komisyonları dışında itfaiye yetkilileri, sigorta eksperleri, kaymakamlıkça görevlendirilen bilirkişiler, eczacılar odasının veya sağlık müdürlüğünün tayin edeceği heyet, jandarma gibi kişi ve kurumlarca yapılması durumunda, bu kararlara istinaden değer düşüklüğünün sonuç hesaplarına gider olarak kaydedilemeyeceği hususudur.

Bu kişi ve kurumlarca verilen kararlar doğrultusunda hareket eden mükelleflerin, bilirkişilerce raporla tespit edilen değerin kaza mercilerince biçilmiş bir değer olarak kabulu mümkün olmadığına göre söz konusu zararın gelir vergisi uygulamalarında zarar olarak kabul edilerek mezkur yıl kazancından veya sonraki yıl kazançlarından indirilmeleri mümkün değildir. Değerleri sıfır diye veya mal tamamen yok olduğu düşüncesi ile mükellefler kendiliğinden bu değer düşüklüğünü sonuç hesaplarına intikal ettirecek şekilde işlem yapamazlar.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 288. nci maddesinde karşılıklarla ilgili “Hasıl olan veya husulu beklenen fakat miktarı katiyetlle kestirilemeyen ve teşebbüs için bir borç mahiyetini arz eden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla hesaben ayrılan meblağlara karşılık denir. Karşılıklar mukayyet değerleriyle pasifleştirilmek suretiyle değerlenir. Amortisman kayıtları hakkındaki özel hükümler mahfuzdur.” Denilmektedir. V.U.K’da hangi nedenlerle karşılık ayrılacağı ve gider yazılacağı belirtilmiştir.

Çalınma veya kaybolma suretiyle zayi olan mallarda durum, vergi kanunları açısından farklı değerlendirilmektedir. Zayi olan mallara ait bedellerin, vergi kanunları açısından gider olarak kabul edilebilmesi için, zayiliğin ticari kazancın elde edilmesi ve idame edilmesi sebebiyle oluşmalıdır. Çalınma ve kaybolma durumlarında, zayi olan malların ticari kazanç sağlama amaçlı bir harcama olarak görülmemesi nedeniyle, bu mallara ait bedeller kanunen kabul edilmeyen giderler olarak kayıtlara alınır ve bu tür kayıplar için karşılık ayrılmaz.

Zayi olan malların fiziken yok olması veya iktisadi kıymetlerinin tamamen yok olması ve değerlerinin sıfır olarak takdir edilmesi durumunda, takdir edilmesi durumunda, söz konusu malların G.V.K. ve K.V.K. açısından gider olarak kabul edilmesi için, yazımızın öncesi bölümlerinde açıklandığı üzere V.U.K’nun 278. nci maddesindeki kıymeti düşen mallar kapsamında ele alınması gerekmektedir. Burada dikkat edilmesi gereken husus zayi olan malların, kıymeti düşen mallara benzer durumlar sebebiyle iktisadi kıymetlerini tamamen yitirmesi, değerlerinin takdir komisyonlarınca sıfır olarak tayin edilmesidir.

Ayrıca, G.V.K’nın 88. nci maddesinin 3.ncü fıkrasında “Menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarında, gider fazlalığından doğanlar hariç, sermayede vukua gelen eksilmeler zarar addolunmaz.” diyerek, ticari organizasyona ait sermayenin eksilmesine neden olacak kayıpların kabu edilemeyeceği hükmedilmiştir. Bunun istisnası V.U.K’nun 278. nci maddesinde belirtilen hallerin ortaya çıkması durumunda, oluşan kayıplar gider olarak kabul edilebilmesidir. Ayrıca, K.D.V.K.’nun 30 unca maddesinin c bendi ile çalınma veya kaybolma dışındaki zayi olan mallara ait yüklenilen KDV’nin, yine K.D.V.K’nun 58.nci maddesi gereği gelir vergisi ve kurumlar vergisi açısından gider olarak kayıtlara alınabileceği sonucu çıkmaktadır.

K.D.V.K’nun 30/c bendinde “Deprem, sel felaket ve Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisinin mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemeyeceği” hükmedilmiştir.

Kanun maddesinden de anlaşılacağı üzere, zayi olan mallara ait yüklenilen katma değer vergisinin ancak belirli şartlar altında, hesaplanan katma değer vergisinden indirilebileceği anlaşılmaktadır. Bu koşullar,

-          Deprem,

-          Sel Felaketi

-          Maliye Bakanlığının yangın sebebiyle mücbir sebep ilan ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olan mallar, olarak sınırlandırılmıştır.

Bu koşullar dışında zayi olan mallara ait yüklenilen katma değer vergisinin, hesaplanan katma değer vergisinden indirilmesi söz konusu değildir. Ayrıca, Maliye Bakanlığının 282 sıra nolu V.U.K Genel Tebliğinin 7. bölümünde “Deprem sonucu zayi olduğu takdir komisyonlarınca tespit olunan mallara ilişkin olarak yüklenilip önceki dönemlerde indirim konusu yapılan katma değer vergileri ile ilgili olarak KDV Kanununun 30/c maddesine göre işlem yapılmayacak, diğer bir ifade ile bu mallarla igili olup önceki dönemlerde indirilen katma değer vergileri düzeltme yoluyla mükelleflerden istenilmeyecek, henüz indirilmemiş olan katma değer vergileri ise takip eden dönemlerde indirilebileceği açıklanmıştır.

KDVK’nun 30/c bendi dışında zayi olan mallara ait yüklenilen KDV’nin indirimi söz konusu değildir. Malların tamamen zayi olması durumunda bunların alımında yüklenilen vergiler indirim konusu yapılmıştır ise, indirilmiş olan vergilerinin hesaplanan katma değer vergisine ilave edilmek suretiyle düzeltilmesi vergilerin henüz indirilmemiş olması halinde ise, bu vergilerin indirilecek katma değer vergisi hesabından çıkarılması gerekmektedir. İndirim yasağı kapsamına giren vergiler kazanç vergileri yönünden gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınacaktır.

KDVK’nun 30/c bendi hükmüne girmeyen zayi mallara ait yüklenilen katma değer vergisinin indirilmesi durumunda, indirimin yapıldığı döneme ait beyannamede düzeltme işleminin yapılması gerekmektedir. KDVK’nun 35. nci maddesine göre, malların iade edilmesi, işlemin gerçekleşmemesi ve sair sebeplerle matrahta değişiklik olduğu durumlarda, düzeltme işleminin değişikliğin meydana geldiği dönemlerde yapılması gerekmektedir.

Gelir ve kurumlar vergisi uygulaması bakımından, zayi halinde, mükellefin takdir komisyonuna başvurup malların kısmen veya tamamen zayi olup olmadığı ve zayi olan malların emsal bedellerinin belirlenmesi için karar aldırması gerekir. Takdir komisyonuna başvurup karar alınıncaya kadar aradan belli bir zaman geçmektedir. Bu sebeple zayi olan mala ait vergiye ilişkin düzeltme işleminin zayi olan dönem demi yapılacağı hususunun açıklığa kavuşturulması gerekir.

İSMET ARGIN

SERBEST MUHASEBECİ MALİ MÜŞAVİR

ismetargin@gmail.com

EN SON HABERLER

HAVA DURUMU


sonuclist
© 2012 MuhasebeDR.Com – "Türkiye'nin Muhasebe Doktoru" -2014 Tüm Hakları Saklıdır ~ İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.