Amme Alacaklarında Tahsil Zamanaşımını Kesen Haller

Hakan SAYILIKAN Serbest Muhasebeci Mali Müşavir

AMME ALACAKLARINDA TAHSİL ZAMANAŞIMINI KESEN HALLER

Ve

AMME BORÇLUSU ADINA YAPILAN CÜZİ ÖDEMELER

 

                  Amme alacaklarında tahsil zamanaşımı, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 102. maddesinde belirtilen sürenin geçmesi suretiyle amme alacağının ortadan kalkması demektir.

                 Madde 102  :   “Amme alacağı, vadesinin rastladığı takvimi yılını takip eden takvim yılı başından itibaren 5 yıl içinde tahsil edilmezse zamanaşımına uğrar. Para cezalarına ait hususi kanunlarındaki zamanaşımı hükümleri mahfuzdur”

                 Kanun maddesinde tahsil zaman aşımı için belirtilen 5 yıllık sürenin geçirilmesiyle amme borçlusunun ödeme yükümlülüğü ortadan kalkmaktadır.

                6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 103. maddesinde belirtilen hallerden birinin gerçekleşmesi halinde, 102. Maddesinde belirtilen beş yıllık süre (tahsil zaman aşımı süresi) kesilir:

   “

  1. Ödeme, 
  2. Haciz tatbiki, 
  3. Cebren tahsil ve takip muameleleri sonucunda yapılan her çeşit tahsilât. 
  4. Ödeme emri tebliği, 
  5. Mal bildirimi, mal edinme ve mal artmalarının bildirilmesi, 

6.      Yukarıdaki 5 sırada gösterilen muamelelerden her hangi birinin kefile veya yabancı şahıs ve kurumlar mümessillerine tatbiki veya bunlar tarafından yapılması, 

  1. İhtilaflı amme alacaklarında kaza mercilerince bozma kararı verilmesi, 
  2. Amme alacağının teminata bağlanması, 
  3. Kaza mercilerince icranın tehirine karar verilmesi, 

10.  İki amme idaresi arasında mevcut bir borç için alacaklı amme idaresi tarafından borçlu amme idaresine borcun ödenmesi için yazı ile müracaat edilmesi.( 02.01.2004 Gün ve 25033 Sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5035 Sayılı Kanunla Eklenmiştir. ) Amme alacağının özel kanunlara göre ödenmek üzere müracaatta bulunulması ve/veya ödeme planına bağlanması.

 

          Kesilmenin rastladığı takvim yılını takip eden takvim yılı başından itibaren zamanaşımı yeniden işlemeye başlar. Zamanaşımının bir bozma kararıyla kesilmesi halinde zamanaşımı başlangıcı yeni vade gününün rastladığı; amme alacağının teminata bağlanması veya icranın kaza mercilerince durdurulması hallerinde zamanaşımı başlangıcı teminatın kalktığı ve durma süresinin sona erdiği tarihin rastladığı; takvim yılını takip eden takvim yılının ilk günüdür.    “


              Yukarıda belirtilen hallerden birinin gerçekleşmesi halinde, tahsil zaman aşımı süresi kesilir ve kesilmenin gerçekleştiği yılı takip eden yılın başından itibaren zaman aşımı yeniden başlar.

Tahsil zaman aşımını kesen hallerden biri  “ödeme”  halidir ki bu ödeme, amme borçlusunun kendi rızasıyla yaptığı ödemedir.

Ancak Vergi Daireleri, ilginç bir ödeme şeklini keşfetmiş ve amme borçlusunun yerine 0,01TL , 0,02TL gibi cüzi ödemler yaparak tahsil zaman aşımını kesmeye yönelik yasal olmayan bir işlem yapmaktadır. Bu cüzi ödemeler, amme borçlusunun iradesi dışında yapıldığı için yasal değildir. 6183 sayılı kanunun 103/1. Maddesindeki “ödeme” hali, amme borçlusunun rızaen yaptığı ödemeler kastedilmektedir.

Tahsil zaman aşımı süresini kesmeye yönelik olarak yapılan bu cüzi ödemeler, en basit söylemle kanuna karşı bir hiledir. Çünkü kendi aleyhine sonuç doğuracak bir ödemeyi bizzat amme borçlusunun yaptığını iddia etmek akıl ve mantık dışıdır; hayatın olağan akışına aykırıdır.

                    Adana 2. Vergi Mahkemesi’nin E:2012/1252 ,  K:2013/341 sayılı 29.04.2013 tarihli kararında:

                Olayda, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin tebliğ edildiği 1999 yılını takip eden 2000 yılı başından itibaren işlemeye başlayan beş yıllık tahsil zaman aşımı süresini kesen işlemlerden hiç birinin gerçekleşmemiş olması karşısına, 31.12.2004 tarihi itibariyle tahsil zaman aşımına uğrayan borcun gerek asıl borçlu şirketten, gerekse de şirket kanuni temsilcisinden takip ve tahsiline yasal olanak bulunmaması nedeniyle davacı adına düzenlenen dava konusu ödeme emrinde yasal uyarlık görülmemiştir. Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Danıştay 3. Dairesinin 03.04.2012 tarih ve E:2010/5175,K:2012/1033 sayılı kararı da bu yöndedir.

               Açıklana nedenlerle, davanın kabulüne, dava konusu ödeme emrinin iptaline…” karar verilmiştir.

6183 sayılı kanunun 103/1. maddesinde belirtilen “ödeme” halinin gerçekleşmesini sağlamak amacıyla yapılan bu cüzi ödemeler tahsil zaman aşımını müessesesini çalıştırmamak için İdarece kasten yapılan ödemelerdir. Bu ödemelerin tahsil zaman aşımını kesmeyeceği yönündeki yukarıda belirttiğim yargı kararının yanında başka yargı kararları da mevcuttur.

 Danıştay 3. Dairesi’nin 2010/4340 E.  ,  2012/3047 K. Sayılı ve 25.9.2012 tarihli kararında da:            “ Zamanaşımı süresinin dolmasından önce yapılan cüz’i tutardaki ödemelerin mükellefler tarafından yapıldığının kabulünün ticari icaplara uygun düşmediği, söz konusu ödeme nedeniyle tahsil zamanaşımı süresinin kesildiğinden bahsedilmesine olanak bulunmadığı hakkında.

Hakan SAYILIKAN

smmhakansayilkan@hotmail.com