Vergi kaçağını ihbar etsem başıma bir iş gelir mi?

ABDULMENAF YAKUT Vergi Müfettişi

VERGİ KAÇAĞINI İHBAR ETSEM BAŞIMA BİR İŞ GELİR Mİ?


Hayır gelmez!


İsminiz açıklanmayacağı için, kendiniz birilerine söylemediğiniz müddetçe hiç kimse ihbarda bulunduğunuzu öğrenemez çünkü.

Rahat olun onun için.

**

Bugün de vergi kaçağının ihbarı konusuna devem edeceğiz sevgili okuyucular.

İhbar ve muhbirlik işi, bildiğiniz gibi, pek de hoş görülmez toplumumuzda aslında. Bırakın hoş görülmeyi, bu kavramların, insanımızı büyük ölçüde irite ettiğini söylememiz bile mümkün.

Toplumun genel menfaatine ya da kamu düzenine aykırı davranış ve olayların, kamu yararına olacak şekilde, ilgili mercilere bildirilmesi bir yana; toplum olarak, kendi kişisel çıkarımızı doğrudan ihlal eden hadiseleri şikayet etmekte bile üşengeçlik gösterebiliyoruz çoğu zaman, ne yazık ki.

Kendi kişisel menfaatimize halel geldiği halde, bu ihlalin giderilmesi noktasında ısrarcı olmakta isteksizlik sergilediğimiz bir konuda, kendimizi doğrudan alakadar etmeyen kanun dışılıkları ihbar etmemiz çok daha ağır geliyor doğal olarak.

Bir de bunun başvurusuydu, çeşitli prosedürleriydi, dilekçesiydi… derken; toplumsal bilinç ve yurtseverlik bilinciyle hareket ettiğini düşünen vatandaşlar için bile, ihbarda bulunmak, çoğu zaman astarı yüzünden pahalı bir işe dönüşebiliyor. Özellikle de yapılacak ihbar neticesinde kimliğinin bir şekilde açığa çıkıp ihbar edilen kişilerce öğrenilmesi ihtimalinin doğuracağı sosyal, psikolojik, hukuk ve sair istenmeyen durumlar da düşünüldüğünde; insanların, vakıf oldukları kanuna aykırı durum ve davranışlar ne denli açık ve ispatı kolay olursa olsun, hatta karşılığında, konumuz olan ihbar ikramiyesinde olduğu gibi, bir ödül veriliyor olsa bile; söz konusu suç fiillerini bildirmeleri zor gelebiliyor.

Ama bir hukuk devleti çatısı altında yaşıyorsak ve o hukuk devleti de, sahip olduğu kamu düzeninin, yüzyılların birikiminin sonucu olarak belli bir oturmuşluğa sahipse eğer; Ülkenin herhangi bir noktasında cereyan eden, kamu menfaatini (örneğin vergi güvenliğini) ihlal eden kanuna aykırı herhangi bir davranışı, eylemi ya da olayı, şahsi hiçbir çıkarı olmadığı halde, sırf kamuya yardımcı olmak duygusuyla yasal prosedürler çerçevesinde ilgili mercilere bildiren vatandaşlarının kimliğinin açığa çıkmaması için gerekli her türlü tedbirin alınması beklenir ki bizde de durum bundan farklı değil, yasal olarak.

Sadece yasal düzenleme noktasında değil, pratikte de buna riayet edildiğini söylememiz gerekiyor.

Konuyla ilgili yasal mevzuat şu şekildedir:

27 Haziran 2015 tarihli yazımızda da sözünü ettiğimiz ve konumuz olan vergi ihbarlarınınidarece değerlendirilmesine mesnet teşkil eden 3071 sayılı Dilekçe Hakkının Kullanılmasına Dair Kanunun 4. maddesine göre, dilekçelerde; dilekçe sahibinin adı, soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresinin bulunması gerekiyor. Aynı Kanunun 6. maddesinde ise; belli bir konuyu içermeyen, yargı mercilerinin görev alanına giren konularla ilgili olan ve nihayet, 4. maddede öngörülen şartlardan herhangi birini taşımayan, yani isim vs. kimlik ve adres bilgilerini ihtiva etmeyen dilekçelerin değerlendirilmeyeceği belirtilmektedir.

Görüldüğü gibi, Kanuna göre, konusu ne olursa olsun, verilecek bir ihbar dilekçesinin işleme konulabilmesi için, yukarıda saydığımız öteki şartların yanı sıra, mutlaka dilekçe sahibinin adı, soyadı ve imzası ile iş veya ikametgah adresini içermesi gerekiyor. Değilse verilen dilekçeler işleme tabi tutulmayacaktır.

Bu konudaki uyulama birebir bu şekilde mi yürüyor peki? İsimsiz dilekçeler, içerdikleri iddialarla eklerindeki belgeler ne denli ciddi ve önemli olursa olsun, sırf isimsizdir diye idarece doğruca çöpe mi atılıyor?

Hayır.

Ne oluyor peki?

3071 s. Kanunun böyle diyor ama bu Kanunun devlet birimlerince yürütülen uygulamasına yön vermek üzere 22.01.1993 tarihinde çıkarılmış olan 1993/2 sayılı Başbakanlık Genelgesin; adı geçen Kanunda, verilen ihbar dilekçelerinin işleme tabi tutulması için öngörülmüş olan (saydığımız) şartları tekrarladıktan sonra; isim içerme vb. şekil şartlarını taşımayan ama açıkladığımız şekilde, işleme konulmaya değecek derecede ciddi ve inandırıcı bilgi ve belgeler ihtiva eden dilekçelere de bir şans tanımak maksadıyla, ihbar ve şikayet içeren dilekçelerin inandırıcı mahiyette, olayla ilgili yeterli bilgi ve belgeler eklenmişse eğer, işleme tabi tutulup tutulmayacağını dilekçeyi inceleyen ilgili makamın takdirine bırakmak suretiyle bu konuda açık kapı bırakmıştır.

Gerek 3071 s. Kanun kapsamında daha sonra yine Başbakanlık tarafından çıkarılmış olan 2004/12 sayılı Genelge, gerekse vergi ihbarlarını değerlendirip neticelendirmekle görevli ve yetkili merci olan Maliye Bakanlığınca konuya ilişkin olarak bugüne kadar çıkarılmış olan İç Genelgelerde yer alan düzenlemeler hep bu minval üzerinde olmuş ve halihazırdaki uygulama bu şekilde yürütülegelmiştir.

İhbarcının isminin açıklanıp açıklanmadığı meselesine gelince;

Öte yandan ihbarda bulunanın ismi ve diğer kimlik bilgileri hiçbir şekilde ifşa edilmemekte ve hele hele ihbarda bulunulan kişi ve kurumlarla asla paylaşılmamaktadır.

Bırakın ihbarda iddia olunan hususların doğru çıkıp neticesinde ilave vergi ve cezaların çıktığı, yani muhbirin haklı çıktığı durumları; ihbar neticesinde yapılan vergi incelemesinde herhangi bir vergi kaybının bulunamadığı durumlarda bile ihbarcının ismi hiçbir şekilde karşı tarafa bildirilmektedir.

Maliye İdaresi sadece Mahkeme kararı üzerine ihbarcının ismini açıklayabilir. O da ismin doğrudan ihbar edilene bildirilmesi ve hele tüm kamuoyuna ilan edilmesi şeklinde değil; yine belli bir mahremiyet içerisinde, ilgili Mahkemeye bildirilmesi yoluyla oluyor bu açıklama.

Mahkemelerin de öyle, ihbar edilenlerin her istediğinde İdareden ihbarcının ismini açıklamasına karar vermesine karar vereceklerin de düşünülemeyeceğine göre, ellerlinde ciddi deliller bulunup da bu, isim ifşası ihtimali karşısında tereddüt yaşayanlar müsterih olabilirler.

İhbarcının isminin açıklanabileceği istisnai diğer bir durumsa; 213 s. VUK’un 142. maddesi kapsamında, zaten mahkeme izni ve kararı doğrultusunda gerçekleştirilmekte olan aramalı vergi incelemeleridir.

Vergi mükelleflerinin ticari ve şahsi itibarı önemli ölçüde sarsma potansiyeli bulunan ve ancak mahkeme kararıyla gerçekleştirilebilen ve mali personelin yanında polis ve jandarma gibi kolluk kuvvetlerin de katıldığı, rutin vergi denetim ve incelemelerin boyutunu aşan, operasyonel mahiyetteki arama gerektiren ihbarlarda, mükellefleri asılsız ihbar ve şikayetler karşısında korumak amacıyla, dengeleyici bir düzenleme olması bakımından getirilmiş olan söz konusu düzenlemeye göre; mahkeme kararı üzerine yapılan aramada ihbarın doğru çıkmaması durumunda, nezdide arama yapılan kişinin, muhbirin isminin bildirilmesini talep etmesi halinde, idare bu ismi açıklamak durumundadır ki bunda yadırganacak bir durum yoktur.

Bu arada yanlış anlaşılmak istemiyorum, sevgili okuyucular.

Vergi kaçağının ihbarı konusunu işliyoruz diye olaya tek taraflı, yani sadece kamu gözlüğüyle, masanın bir tarafından baktığım sanılmasın. Kanuna uymayan kim olursa olsun, gereğinin yapılması için yetkililere yardımcı olunmasının erdemli bir davranış olduğunu söylüyorum. Vergi kaçıranların ihbar edilmesini salık verdiğim gibi; işini savsaklayan, hele de rüşvet almak gibi kanuna aykırı davranışlarda bulunan kamu personelinin de aynı şekilde şikayet edilmesini ve haklarında gerekli yasal işlemlerin yapılmasının sağlanması gerektiğini söylüyorum. Bu böyle biline.

Öte yandan, vergisel ödevlerini yerine getiren mükelleflerin de durup dururken tedirgin olmasına gerek yoktur diye düşünüyorum. Vergi kaybına sebebiyet veren gizli-saklı herhangi bir durumları yoksa eğer; eşim, dostum ya da yanımda çalışan elemanım bana kızar da günün birinde bana şantaj yapmak, benden haksız kazanç sağlamak ya da sırf ihbar ikramiyesi alabilmek için, haksız yere beni ihbar eder mi diye endişelenmelerine gerek yoktur.

Şekil şartlarını eksiksiz taşıyor diye işleme konulan her ihbar dilekçesinin üzerine yapılan vergi incelemesi neticesinde ille de vergi farkı çıkacak diye bir şey yok. Vergi kaybına neden olacak bir işlemimiz yoksa şayet, ne kadar incelenirsek incelenelim herhangi bir vergi farkı ve ceza çıkmayacaktır.

Rahat olalım onun için diyorum.

Saygılarımla…

Abdulmenaf Yakut

Vergi Müfettişi

info@muhasebedr.com