Damga vergisi matrahı: Kâğıtta yer alan tutar mı, gerçek işlem bedeli mi?

Damga vergisi matrahı: Kâğıtta yer alan tutar mı, gerçek işlem bedeli mi?

Damga vergisinin matrahı

Damga Vergisi Kanunu’nun 10. maddesine göre, nispi vergide, kâğıtta yazılı belli para vergi matrahını oluşturuyor. Burada geçen belli para terimi, kağıtların ihtiva ettiği veya bunlarda yazılı rakamların hasıl edeceği parayı ifade ediyor.

Kâğıtta yer alan belli para gerçeği yansıtmıyorsa, matrah ne olur?

Yukarıda iki cümleyle aktarmaya çalıştığım düzenlemeden anlaşılacağı gibi, damga vergisi, vergiye tabi kâğıdın üzerinde yer alan bedel üzerinden hesaplanıyor. Bedel kâğıtta açıkça yer almıyor ancak hesaplanabiliyorsa veya atıf yapılan bir başka kâğıtta bedel varsa, bu bedel de vergiye matrah olabiliyor.

Düzenlemede, verginin matrahının emsal veya rayiç değerden düşük olamayacağına ilişkin bir belirleme yok. Kâğıt gerçek iş veya işlem bedelini göstermiyorsa, gerçek bedelin vergiye matrah olacağına ilişkin bir hüküm de yok. Gerçeğe uygun veya değil, vergiye tabi kâğıdın üzerinde yazılı tutar neyse, verginin matrahı da bu tutar özetle.

Kâğıtta düşük bedel gösterildi, fatura da bu tutar kadar düzenlendiyse ne olur?

Bir örnek üzerinden devam edelim. Bir şirket;

- Sahip olduğu taşınmazı bir başka şirkete kiraya vermiş,

- Kira sözleşmesinde bedel düşük gösterilmiş,

- Kira faturası sözleşmede yer alan düşük bedel üzerinden düzenlenmiş,

- Daha sonra yapılan incelemede, sözleşmede bedelin düşük gösterildiği, kira gelirinin de defterlere düşük kaydedildiği tespit edilmiş,

olsun.

Bu durumun tespiti halinde, defterlere kaydedilmeyen veya eksik beyan edilen kazanç üzerinden ek kurumlar vergisi ve katma değer vergisi tarhiyatı yapılır. Kira sözleşmesinde yer alan tutar üzerinden damga vergisi ödendiyse, bu vergi açısından yapılacak ek bir işlem yok. Yani eksik ödenen bir damga vergisinden bahsetmek mümkün değil.

Yargı kararları ne diyor?

Konuyla ilgili iki yeni yargı kararından bahsedeyim.

Birinci kararla ilgili özet bilgi şöyle:

İki şirket arasında hisse satış sözleşmesi düzenleniyor. Devre konu hisse senetlerinin nominal bedeli 483 bin lira. Sözleşmenin yapılmasından önce mahkemeden hisselerin rayiç değerinin tespiti isteniyor, mahkeme de rayiç değeri 12.304.100 lira olarak tespit ediyor. Ancak devir bedeli 9.900.000 lira olarak kabul ediliyor ve bu tutar üzerinden devir işlemi yapılıyor.

Şirket sözleşmede yer alan 483.000 lira üzerinden damga vergisini ödüyor. Daha sonra damga vergisinin 9.900.000 lira üzerinden ödenmesi gerektiğinden hareketle, 9.417.000 lira üzerinden ek tarhiyat yapılıyor.

Vergi mahkemesi, yapılan işlemde hukuka aykırılık görmüyor ve davayı reddediyor.

Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, vergi mahkemesi kararını bozuyor ancak vergi mahkemesi ilk kararında ısrar ediyor.

Temyiz talebini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu;

- Damga Vergisi Kanunu'nda, kâğıtta yer alan tutarın emsal veya rayiç bedelin altında olması halinde, verginin emsal veya rayiç bedel üzerinden hesaplanacağına dair bir hüküm bulunmadığı,

- Bir yasal dayanak olmaksızın, kağıtlarda yazılı tutarları vergilemeye esas alan Damga Vergisi Kanunu'nun kapsamı dışına çıkılarak kâğıtta yer almayan tutarların da vergilemeye esas alınmasının, verginin kanuniliği ilkesine aykırılık teşkil edeceği,

- Uyuşmazlık konusu olayda, taraflarca imzalanan hisse devir sözleşmesinde devir bedeli olarak gösterilen tutar üzerinden damga vergisinin hesaplanarak ödendiği hususunda ihtilaf bulunmadığı,

- Taraflarca üzerinde ihtilaf bulunmayan bedelden daha yüksek bedelle hisselerin devredildiği ve bu bedel üzerinden damga vergisi hesaplanması gerektiği hususunda inceleme yapılarak matrah hesaplanmasının yasal dayanağının mevcut olmadığı,

gerekçeleriyle, uyuşmazlık konusu cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk görmüyor ve davacının temyiz istemini kabul ederek vergi mahkemesinin ısrar kararını bozuyor. (Danıştay Vergi dava Daireleri Kurulunun 13.11.2019 tarih ve E:2019/260 K:2019/932 sayılı kararı)

İkinci kararla ilgili özet bilgi de şöyle:

Olayda iki limited şirket hissesinin satışı söz konusu. Hisseleri satan taraf, alacağını tahsil edemiyor ve icra takibi başlatıyor. İcra dairesine 100.000 lira bedelli noter onaylı hisse devir sözleşmesi dışında haricen düzenlenen 3.000.000 lira bedelli “hisse devir sözleşmesi” başlıklı ve icra takibinin esas dayanağını oluşturan sözleşmedeki bedel üzerinden damga vergisi ödenmesi gerektiği ileri sürülerek damga vergisi tarhiyatı yapılıyor.

Limited şirket ortaklık payının devrine ilişkin hisse devri sözleşmesi noter tarafından onaylanmadığından, ortada hukuken tekemmül etmiş bir sözleşme bulunmadığı gerekçesiyle vergi mahkemesi, yapılan tarhiyatı hukuka uygun bulmuyor ve tarh edilen vergiyi kaldırıyor.

Davalının istinaf başvurusunu inceleyen Bölge İdare Mahkemesi, tarafların noter onaylı ve 100.000 TL bedelli hisse devir sözleşmesinin haricinde imzalamış oldukları 3.000.000 TL hisse devri bedeli içeren adi yazılı şekilde düzenlenen sözleşmenin noter tarafından onaylanmaması nedeniyle damga vergisine tabi olmadığı sonucuna varılamayacağı gerekçesiyle, davacı adına re'sen tarh edilen damga vergisinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşıyor.

Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dokuzuncu Dairesi, limited şirket hisse devrine ilişkin sözleşmelerin, limited şirketlerin kuruluş sözleşmesinde değişiklik olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu nedenle, hisse devir sözleşmelerinin, 2016 yılında yapılan düzenleme öncesinde de limited şirketlerin kuruluşlarına ilişkin olmaları itibarıyla damga vergisinden istisna olduğu sonucuna ulaşıyor ve yapılan tarhiyatta hukuka uygunluk olmadığı kararı veriyor ve temyize konu kararı bozuyor.

Temyiz talebini inceleyen Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, Danıştay Dokuzuncu Dairesinin yukarıda özetlenen kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararını bozuyor. (Danıştay Vergi dava Daireleri Kurulunun 27.01.2020 tarih ve E:2019/1058 K:2020/13 sayılı kararı)

Kararlarla ilgili hangi sonuca ulaşabiliriz?

Birinci karardan, kâğıtta hangi bedel yer alıyorsa damga vergisinin bu bedel üzerinden ödenmesi gerektiği sonucuna ulaşabiliriz. Kâğıtta yer alan bedelin, emsal veya rayiç değerden veya gerçek işlem bedelinden düşük olmasının damga vergisine bir etkisi olmadığı kararda açıkça yer alıyor. Pay devir sözleşmeleri 2016 yılından beri damga vergisinden müstesna ama kararda yer alan kâğıdın üzerindeki bedel damga vergisinin matrahıdır sonucu vergiye tabi bütün kağıtlar için halen geçerli.

İkinci kararda, kâğıdın vergiden müstesna olduğu sonucuna ulaşılıyor. Ancak istisna kapsamında olmayan bir kâğıt olsaydı, sözleşmede yer alan belli para üzerinden vergi hesaplanması gerektiği, gerçek bedeli içeren bir başka kâğıt olması durumunda ise bu ikinci kâğıtta yer alan bedel üzerinden vergi hesaplanması gerektiği sonucu çıkıyor.

Recep BIYIK
recep.biyik@tr.pwc.com